İş veya okul hayatında pek çok bireyin muzdarip olduğu konulardan biri “sunum kaygısıdır.” Hatta çoğu insan için sunum yapmak, sınava girmekten bile daha zorlayıcı olabilir. Kişi her ne kadar iyi bir hazırlık yapmış olsa da, konusuna hâkim olduğunu bilse de ya da bu kaygının ne kadar mantıkdışı olduğunun farkında olsa da; kaygılanmaktan, heyecanlanmaktan, nefes nefese sunumu bitirmekten kendini alamayabilir. Sanki beden, akıldan bağımsız hareket eder. Üstelik bu durumun statüyle, işinde ya da alanında uzman olmakla da her zaman bir ilgisi yoktur. Çok deneyimli insanlar bile kalabalık karşısında konuşurken zorlanabilir. Alanında bir numara olarak parmakla gösterilen kişiler dahi bazen sunum yapmaktan kaçınır ya da sunum sırasında heyecanlarını kontrol etmekte güçlük yaşayabilirler. Yani mesele her zaman bilmemek değildir. Çünkü bilmek başka bir şeydir, bildiğini kalabalık önünde rahatça aktarabilmek bambaşka bir şeydir. Sunum kaygısı yaşayan kişilerin zihninde genellikle şu cümleler dolaşır: “Rezil olacağım.”, “Ya yapamazsam?”, “Ya sesim kısılırsa?”, “Heyecanım anlaşılırsa?”, “Zaten başarısız olacağım.” Bu düşünceler bir kez belirdi mi, arkasından duygular da hızla gelir. Zihin olumsuzu senaryolaştırdıkça beden de alarm durumuna geçer. Kaygı, heyecan, dışlanma korkusu, beğenilmeme endişesi birbirine karışır. Ve sonra beden konuşmaya başlar: Yüz kızarır, sırt terler, eller buz keser ya da titrer, avuç içlerinde terleme hissedilir. Kalp daha hızlı atar, nefes daralır. Aslında tüm bunlar bedenimizin tehlike algısına verdiği doğal tepkilerdir. Ortada gerçek bir tehlike olmasa bile, zihin bunu bir “risk” gibi yorumlayabilir. Bu noktada yapılması gereken şey, içimizdeki “Rezil olacağım, ya yapamazsam?” sesini tamamen susturmaya çalışmak değil; onun sesini kısmayı öğrenmektir. Çünkü o ses bir anda yok olmaz. Ama aynı anda başka bir sesi güçlendirmek mümkündür: “Hazırlık yaptın.”, “Konuya hâkimsin.”, “Hata yapsan da bu dünyanın sonu değil.”, “Başarmaman için bir neden yok.” Sunum kaygısıyla baş etmek, heyecanı sıfırlamak anlamına gelmez. Bir miktar heyecan çoğu zaman performansı artırır. Önemli olan, heyecanın seni yönetmesi yerine senin onu yönetebilmendir. Küçük prova çalışmaları yapmak, sunumdan önce nefes egzersizi uygulamak, ilk birkaç cümleyi ezbere bilmek ve göz temasını tek bir kişiye sabitleyerek başlamak kaygıyı belirgin şekilde azaltabilir. Unutma, dinleyicilerin çoğu senin hatanı yakalamaya değil, seni anlamaya gelir. Ve çoğu zaman senin hissettiğin heyecan, dışarıdan düşündüğün kadar fark edilmez.
No responses yet