Üniversitede en çok yanlış anlaşılan konulardan biri çan eğrisi sistemi. Özellikle sınavdan düşük alan öğrenciler “Sınıf kötü yaptıysa ben kurtarırım” diye düşünürken, yüksek alanlar ise “Ya notum düşerse?” diye endişeleniyor. Peki çan sistemi gerçekten nasıl çalışıyor?
Öncelikle şunu netleştirelim: Çan eğrisi, notların sınıf ortalamasına göre dağıtılmasıdır. Yani herkesin aldığı puan sabit kalır ama harf notuna dönüşüm sınıfın genel başarısına göre değişebilir.
Basit bir örnek üzerinden düşünelim. Diyelim ki sınıfın genel ortalaması 45. Eğer klasik not sisteminde geçme notu 60 ise çoğu kişi kalacaktır. Ancak çan sisteminde, sınıf ortalaması düşük olduğu için harf notu aralıkları aşağı çekilebilir.
Örneğin normalde:
- 90 → AA
- 70 → CC
- 60 → DD
iken,
Çan sisteminde:
- 80 → AA
- 65 → CC
- 55 → DD
olabilir.
Yani aslında senin notun değişmez, ama sınıfın durumuna göre değerlendirme farklılaşır.
Burada önemli olan şu: Çan sistemi otomatik olarak “herkesi geçirir” demek değildir. Eğer sınıf çok yüksek yaptıysa, bu kez not aralıkları yukarı çekilebilir. Yani 70 normalde CC iken çan sisteminde DC olabilir.
Benim gözlemim şu: Çan sistemi genelde ortalama seviyedeki öğrenciyi kurtarır. Çok düşük alan öğrenciyi her zaman kurtarmaz, çok yüksek alan öğrenciyi de genelde düşürmez. Asıl etki orta bantta görülür.
Bir diğer yanlış bilinen konu da şu: Çan sistemi her derste uygulanmaz. Bazı üniversitelerde hoca inisiyatifine bağlıdır. Bazılarında ise fakülte kararıyla otomatik uygulanır.
Riskli tarafı şudur: Çana güvenerek çalışmamak büyük hatadır. Çünkü sınıfın nasıl performans göstereceğini önceden bilemezsiniz. Eğer herkes çok iyi hazırlanmışsa, çan sistemi sizi aşağı da çekebilir.
Sonuç olarak çan eğrisi bir avantaj olabilir ama garanti değildir. En güvenli yöntem yine kendi notunu yüksek tutmaktır. Çanı bonus gibi düşünmek daha sağlıklıdır.
No responses yet